Vücutta probiyotik eksikliği nasıl anlaşılır?
“Probiyotik eksikliği” tıbben net bir tanı terimi değildir; çünkü probiyotik bir vitamin/mineral gibi “kan değeri” ölçülerek eksikliği saptanan bir madde değildir. Genellikle kastedilen; bağırsak mikrobiyotasında dengenin bozulması (disbiyoz) ve bununla ilişkili semptomlardır. Disbiyozla ilişkilendirilebilen bulgular; antibiyotik sonrası uzayan ishal, tekrarlayan şişkinlik–gaz, dışkılama düzeninde belirgin bozulma, bazı kişilerde cilt yakınmaları veya enfeksiyonlara yatkınlık gibi geniş bir yelpazede olabilir. Ancak bu semptomların çok sayıda başka nedeni de olabileceği için “probiyotik eksikliği” diye etiketlemek yanıltıcı olabilir. Eğer şikâyetler kronikleşiyorsa; beslenme (lif yetersizliği, ultra-işlenmiş gıda ağırlığı), uyku, stres, ilaçlar (özellikle antibiyotik/PPI), tiroid veya demir–B12 eksikliği gibi durumlar da değerlendirilmelidir. Bazı testler (dışkı mikrobiyota analizleri) pazarlanıyor olsa da klinik kararda tek başına belirleyici değildir. En iyi yaklaşım: semptoma yönelik tıbbi değerlendirme + beslenme düzenlemesi; gerekirse hedefe uygun suşla probiyotik/postbiyotik denemesidir.