DELİ DANA HASTALIĞI (BSE): BİLİMİN AYDINLATTIĞI SESSİZ TEHDİT
Deli dana hastalığı, modern tıbbın sınırlarını zorlayan; biyoloji, gıda güvenliği ve halk sağlığını aynı anda ilgilendiren nadir fakat son derece öğretici bir hastalıktır.
Deli dana hastalığı (BSE) nedir?
Deli dana hastalığı, bilimsel adıyla Bovine
Spongiform Encephalopathy (BSE), sığırlarda görülen, ilerleyici ve ölümcül
bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Hastalık, beyin dokusunda “süngerimsi”
boşlukların oluşmasına yol açar; bu nedenle “spongiform” terimi kullanılır.
BSE’nin en çarpıcı özelliği, hastalığa ne bir bakteri ne de bir virüsün neden
olmasıdır. Etken, normalde vücutta bulunan bir proteinin anormal katlanmış hali
olan priondur. Prionlar, sağlıklı proteinleri de kendileri gibi yanlış
katlanmaya zorlayarak zincirleme bir yıkıma neden olur. Bu süreç yavaş ilerler;
klinik belirtiler ortaya çıktığında beyin hasarı büyük ölçüde geri dönüşsüzdür.
Hastalık genellikle davranış değişiklikleriyle
başlar: hayvanda huzursuzluk, ani ürkme, agresyon, denge bozukluğu ve
koordinasyon kaybı görülür. Zamanla yürüme güçlüğü, titreme ve düşmeler artar;
sonuç çoğunlukla ölümdür. BSE’nin kuluçka süresi uzun olduğundan (yıllar),
hastalık gıda zincirine fark edilmeden girebilir. Bu özellik, BSE’yi yalnızca
veteriner hekimliğin değil, toplum sağlığının da merkezine yerleştirir.
1990’lı yıllarda Avrupa’da yaşanan salgınlar, küresel ölçekte yem
politikalarını ve hayvansal gıda denetimlerini kökten değiştirmiştir. BSE, bize
üretim süreçlerinde bilimsel etik ve biyogüvenliğin vazgeçilmez olduğunu
öğretmiştir.
Prion nedir ve neden bu kadar tehlikelidir?
Prionlar, klasik enfeksiyon etkenlerinden kökten
farklıdır. DNA veya RNA taşımazlar; yalnızca proteinden oluşurlar. Normalde
hücrelerde bulunan prion proteinleri (PrP), belirli bir üç boyutlu yapıya
sahiptir. Ancak bu protein yanlış katlandığında (PrP^Sc formu), çevresindeki
sağlıklı proteinleri de aynı anormal yapıya dönüştürür. Böylece zincirleme bir
süreç başlar ve beyin dokusunda çözünmeyen protein birikimleri oluşur. Bu
birikimler sinir hücrelerinin işlevini bozar ve hücre ölümüne yol açar.
Prionları tehlikeli kılan bir diğer özellik, olağanüstü
dayanıklılıklarıdır. Yüksek ısı, radyasyon ve çoğu kimyasal dezenfektan
prionları etkisiz hale getiremez. Bu nedenle normal pişirme yöntemleri,
pastörizasyon veya sterilizasyon prionlar için yeterli değildir. Ayrıca
bağışıklık sistemi prionları “yabancı” olarak algılamaz; bu da vücudun savunma
mekanizmalarının devreye girmesini engeller. Bilimsel literatürde prionlar,
biyolojinin temel kabullerini sarsan istisnai yapılardır. Bu yönleriyle hem
tanı hem de önleme açısından benzersiz zorluklar yaratırlar. Prionların bu
özellikleri, gıda güvenliğinde önleyici yaklaşımın neden hayati olduğunu
açıkça gösterir.
Deli dana hastalığı insanlara bulaşır mı?
Evet, deli dana hastalığı insanlara bulaşabilir.
İnsanlarda görülen karşılığı variant Creutzfeldt-Jakob hastalığı (vCJD)
olarak adlandırılır. Bulaşma, enfekte sığırlardan elde edilen ve prion içeren
dokuların tüketilmesiyle ilişkilidir. Özellikle beyin, omurilik, göz ve bazı
sinir dokuları yüksek risk taşır. 1990’lı yıllarda İngiltere’de bildirilen vCJD
vakaları, bu ilişkinin bilimsel olarak kabul edilmesini sağlamıştır.
İnsanlarda hastalık genellikle genç yaşlarda
ortaya çıkar ve başlangıç belirtileri sıklıkla psikiyatriktir. Depresyon,
anksiyete, kişilik değişiklikleri gibi bulgular aylar içinde nörolojik
belirtilerle birleşir. Hastalık ilerleyicidir ve günümüzde bilinen kesin bir
tedavisi yoktur. Bu nedenle gıda zincirinde bulaşmayı önlemek, insan sağlığını
korumanın tek etkili yoludur. Uluslararası sağlık otoriteleri, riskli hayvan
dokularının gıdadan tamamen çıkarılmasını ve hayvan yemlerinde ruminant
kaynaklı proteinlerin yasaklanmasını bu nedenle zorunlu kılmıştır. vCJD, hayvan
sağlığı ile insan sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu gösteren çarpıcı bir
örnektir.
İnsanlarda görülen belirtiler nelerdir?
İnsanlarda vCJD’nin belirtileri, klasik
nörodejeneratif hastalıklardan farklı bir seyir gösterebilir. Hastalığın erken
döneminde psikiyatrik ve davranışsal değişiklikler ön plandadır. Depresyon,
kaygı, içe kapanma, konsantrasyon güçlüğü ve kişilik değişiklikleri sık
görülür. Bu belirtiler, hastalığın başlangıçta ruhsal bir sorunla
karıştırılmasına neden olabilir.
İlerleyen aylarda nörolojik belirtiler
belirginleşir. Denge kaybı, yürüme güçlüğü, istemsiz kas kasılmaları, konuşma
bozukluğu ve hafıza kaybı ortaya çıkar. Zamanla ağır demans gelişir ve hasta
günlük yaşam aktivitelerini sürdüremez hale gelir. Hastalık ilerleyicidir ve
genellikle tanıdan sonra 12–18 ay içinde ölümle sonuçlanır. Bu ağır tablo,
erken tanının ve önleyici halk sağlığı önlemlerinin önemini vurgular. Günümüzde
vCJD için kesin bir tedavi bulunmadığından, belirtiler yalnızca destekleyici
yaklaşımlarla hafifletilebilir.
Deli dana hastalığı nasıl teşhis edilir?
BSE ve vCJD’nin tanısı, prionların biyolojik
özellikleri nedeniyle zordur. Canlı bireylerde kesin tanı koymak çoğu zaman
mümkün değildir. Hayvanlarda tanı genellikle ölüm sonrası beyin dokusunun
histopatolojik incelemesiyle konur. İnsanlarda ise manyetik rezonans
görüntüleme (MR), elektroensefalografi (EEG) ve beyin omurilik sıvısında bazı
biyobelirteçlerin incelenmesi tanıya yardımcı olur.
MR görüntülemede belirli beyin bölgelerinde
karakteristik sinyal değişiklikleri görülebilir. EEG bazı hastalarda tipik
dalga paternleri gösterebilir; ancak bu bulgular her zaman mevcut değildir.
Beyin omurilik sıvısında 14-3-3 proteini gibi göstergeler destekleyici
olabilir. Kesin tanı çoğu zaman post-mortem incelemeyle doğrulanır. Bu tanısal
zorluklar, hastalığın kontrolünde önleyici stratejilerin neden ön planda
tutulduğunu açıklar.
Deli dana hastalığının tedavisi var mı?
Günümüzde ne BSE ne de vCJD için kesin bir tedavi
veya aşı bulunmaktadır. Mevcut yaklaşımlar semptomların hafifletilmesine
yöneliktir. Ağrı kontrolü, kas spazmlarının azaltılması ve psikiyatrik destek
temel tedavi unsurlarıdır. Ancak bu yaklaşımlar hastalığın ilerlemesini
durdurmaz.
Bilimsel araştırmalar prion oluşumunu engelleyen
veya yanlış katlanmış proteinleri temizleyen yöntemler üzerinde
yoğunlaşmaktadır. Ancak prionların biyolojik dayanıklılığı ve bağışıklık
sisteminden kaçabilmesi, bu çalışmaları zorlaştırmaktadır. Bu nedenle günümüzde
en etkili strateji, hastalığın hiç ortaya çıkmamasını sağlamak, yani
bulaşmayı önlemektir.
Deli dana hastalığı neden ortaya çıktı?
Bilimsel veriler, BSE’nin ortaya çıkışında
endüstriyel hayvancılık uygulamalarının belirleyici olduğunu göstermektedir.
Sığırlara protein kaynağı olarak, enfekte hayvan dokuları içeren yemlerin
verilmesi prionların yayılmasına yol açmıştır. Bu uygulama, doğal beslenme
zincirinin dışına çıkılmasıyla ilişkilidir.
Bu durum, hayvansal üretimde ekonomik verimlilik
ile biyogüvenlik arasındaki dengenin ne kadar hassas olduğunu ortaya koymuştur.
BSE, modern tarım ve hayvancılık sistemlerinin etik ve bilimsel denetiminin
önemini vurgulayan tarihsel bir ders niteliğindedir.
Hangi hayvansal ürünler risklidir?
BSE açısından en yüksek risk, spesifik risk
materyali olarak tanımlanan dokulardadır. Bunlar arasında beyin, omurilik,
göz ve bazı sinir dokuları yer alır. Kas eti genellikle düşük risklidir; ancak
kontaminasyon ihtimali nedeniyle üretim süreçleri sıkı şekilde denetlenir.
Birçok ülkede bu riskli dokuların gıda zincirine
girmesi tamamen yasaklanmıştır. Ayrıca kesimhanelerde ve işleme tesislerinde
çapraz bulaşmayı önleyici önlemler uygulanır. Bu yaklaşım, halk sağlığını
korumanın temel taşlarından biridir.
Türkiye’de deli dana hastalığı var mı?
Türkiye’de bugüne kadar doğrulanmış yerli bir BSE
vakası bildirilmemiştir. Ancak ithal hayvan ve yemler nedeniyle risk teorik
olarak mevcuttur. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli izleme
ve denetim programları yürütülmektedir.
Türkiye’nin BSE açısından “düşük riskli ülke”
statüsünü koruması, sıkı denetimlerin ve uluslararası standartlara uyumun bir
sonucudur. Bu durum, önleyici politikaların etkinliğini göstermektedir.
Deli dana hastalığı genetik midir?
BSE genetik bir hastalık değildir; çevresel ve
besinsel faktörlerle ilişkilidir. Ancak insanlarda görülen bazı prion
hastalıklarının nadir genetik formları vardır. vCJD ise esas olarak enfekte
gıdaların tüketilmesiyle ilişkilidir.
Bu ayrım, genetik danışmanlık ve halk sağlığı
stratejilerinin doğru planlanması açısından önemlidir.
Prionlar pişirme ile yok olur mu?
Hayır. Prionlar yüksek sıcaklıklara son derece
dayanıklıdır. Normal pişirme, kızartma veya kaynatma işlemleri prionları
etkisiz hale getirmez. Bu nedenle gıda güvenliğinde “son ürünü pişirmek”
yeterli bir önlem değildir.
Asıl koruyucu yaklaşım, riskli dokuların baştan
gıda zincirine sokulmamasıdır. Bu gerçek, gıda güvenliğinde üretimden tüketime
kadar tüm aşamaların önemini ortaya koyar.
Gıda güvenliği açısından neden bu kadar önemlidir?
BSE, uzun kuluçka süresi, zor tanı ve ölümcül
seyri nedeniyle gıda güvenliği açısından özel bir yere sahiptir. Tek bir
kontrolsüz vaka bile ciddi toplumsal paniğe ve ekonomik kayıplara yol açabilir.
Bu nedenle BSE, “önleyici halk sağlığı”
kavramının en net örneklerinden biridir. Gıda zincirinde bilimsel denetim,
yalnızca bireysel sağlığı değil, toplumun tamamını korur.
Deli dana hastalığı tekrar küresel bir tehdit olabilir mi?
Günümüzde uygulanan sıkı yem politikaları, hayvan izlenebilirliği, riskli
dokuların gıda zincirinden çıkarılması ve uluslararası denetim mekanizmaları
sayesinde deli dana hastalığının (BSE) küresel ölçekte yeniden büyük bir
salgına dönüşme riski oldukça düşüktür. Ancak bu durum, tehlikenin tamamen
ortadan kalktığı anlamına gelmez. BSE’nin uzun kuluçka süresi ve prionların
olağanüstü dirençli yapısı, hastalığın yıllarca fark edilmeden varlığını
sürdürebilmesine imkân tanır. Küresel gıda ticaretinin artması, hayvan ve yem
hareketliliğinin hızlanması, bazı ülkelerde denetim ve kayıt sistemlerinin
yetersiz olması teorik riski canlı tutmaktadır. Ayrıca ekonomik baskılar
nedeniyle üretim süreçlerinde yapılabilecek küçük ihlaller bile, geçmişte
olduğu gibi zincirleme sonuçlar doğurabilir. Bilimsel açıdan BSE bugün “kontrol
altında” kabul edilse de, uzmanlar bu hastalığın sürekli izlenmesi gereken bir
halk sağlığı tehdidi olduğunu vurgular. Bu nedenle BSE, modern dünyada önlem
gevşediğinde geri dönebilecek sessiz bir risk olarak
değerlendirilmelidir.
Günümüzde alınan önlemler nelerdir?
Ruminantlara ruminant kaynaklı proteinlerin
verilmesi yasaklanmıştır. Riskli dokular imha edilir, hayvanlar kayıt altına
alınır ve izlenir. Kesimhanelerde sıkı hijyen ve izlenebilirlik kuralları
uygulanır.
Bu önlemler, bilimsel kanıta dayalı politika
üretiminin başarılı bir örneğidir.
Deli dana hastalığı bize ne öğretti?
Deli dana hastalığı, insanın doğayla kurduğu
ilişkinin sonuçlarını gözler önüne sermiştir. Bilimsel etik, sürdürülebilir
üretim ve tek sağlık (One Health) yaklaşımı bu hastalıkla birlikte daha
da önem kazanmıştır.
Bu deneyim, gelecekte benzer tehditlerle
karşılaşmamak için bilimi rehber edinmemiz gerektiğini açıkça göstermektedir.
Misafir Öğretim Üyesi - University College London, Makine Mühendisliği ve Tıp Fakültesi, UK
Misafir Öğretim Üyesi - University of Aveiro, Biomedikal Mühendisliği Fakültesi, Portekiz
Kaynakça
Prusiner SB. Prions. Proc Natl Acad Sci USA. 1998;95(23):13363–13383.
Prusiner SB. The prion diseases. Brain Pathol. 1998;8(3):499–513.
Wells GAH et al. A novel progressive spongiform encephalopathy in cattle.
Vet Rec. 1987;121:419–420.
Will RG et al. A new variant of Creutzfeldt–Jakob disease in the UK. Lancet.
1996;347(9006):921–925.
Ironside JW. Variant Creutzfeldt-Jakob disease. J Neurol Neurosurg
Psychiatry. 2003;74:iv1–iv5.
Zerr I et al. Updated clinical diagnostic criteria for sporadic CJD. Brain.
2009;132(10):2659–2668.
Meissner B et al. MRI lesion profiles in sporadic CJD. Neurology.
2009;72(23):1994–2001.
Taylor DM. Resistance of prions to decontamination. J Hosp Infect.
2000;43(1):69–76.
Colby DW, Prusiner SB. Prions. Cold Spring Harb Perspect Biol.
2011;3:a006833.
World Health Organization (WHO). WHO guidelines on transmissible spongiform
encephalopathies.
European Food Safety Authority (EFSA). BSE risk assessment and control
measures.
Centers for Disease Control and Prevention (CDC). BSE (Mad Cow Disease).
Food and Agriculture Organization (FAO). BSE and food safety.
UK National CJD Research & Surveillance Unit. Variant CJD surveillance
reports.
Sikorska B et al. Human prion diseases: from pathogenesis to public health.
Acta Neurobiol Exp. 2012.