Map of Health
Doç. Dr. Muhammet Emin Çam
Rektör Danışmanı, Dekan Yardımcısı ve Öğretim Üyesi - İstanbul Kent Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmokoloji Anabilim Dalı
Misafir Öğretim Üyesi - University College London, Makine Mühendisliği ve Tıp Fakültesi, UK
Misafir Öğretim Üyesi - University of Aveiro, Biomedikal Mühendisliği Fakültesi, Portekiz
Güncelleme: 2026-01-07
Editoryal not
Map of Health içerikleri kanıta dayalı yaklaşımla hazırlanır. Şeffaflık için kaynaklar paylaşılır.
Tıbbi uyarı
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı/tedavi yerine geçmez. Acil durumlarda sağlık profesyoneline başvurun.
"“Bir protein yanlış katlandığında, yalnızca hücreyi değil, tüm bir gıda zincirini ve toplum sağlığını tehdit edebilir.”"
DELİ DANA HASTALIĞI (BSE): BİLİMİN AYDINLATTIĞI SESSİZ TEHDİT

DELİ DANA HASTALIĞI (BSE): BİLİMİN AYDINLATTIĞI SESSİZ TEHDİT

Deli dana hastalığı, modern tıbbın sınırlarını zorlayan; biyoloji, gıda güvenliği ve halk sağlığını aynı anda ilgilendiren nadir fakat son derece öğretici bir hastalıktır.

Deli dana hastalığı (BSE) nedir?

Deli dana hastalığı, bilimsel adıyla Bovine Spongiform Encephalopathy (BSE), sığırlarda görülen, ilerleyici ve ölümcül bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Hastalık, beyin dokusunda “süngerimsi” boşlukların oluşmasına yol açar; bu nedenle “spongiform” terimi kullanılır. BSE’nin en çarpıcı özelliği, hastalığa ne bir bakteri ne de bir virüsün neden olmasıdır. Etken, normalde vücutta bulunan bir proteinin anormal katlanmış hali olan priondur. Prionlar, sağlıklı proteinleri de kendileri gibi yanlış katlanmaya zorlayarak zincirleme bir yıkıma neden olur. Bu süreç yavaş ilerler; klinik belirtiler ortaya çıktığında beyin hasarı büyük ölçüde geri dönüşsüzdür.

Hastalık genellikle davranış değişiklikleriyle başlar: hayvanda huzursuzluk, ani ürkme, agresyon, denge bozukluğu ve koordinasyon kaybı görülür. Zamanla yürüme güçlüğü, titreme ve düşmeler artar; sonuç çoğunlukla ölümdür. BSE’nin kuluçka süresi uzun olduğundan (yıllar), hastalık gıda zincirine fark edilmeden girebilir. Bu özellik, BSE’yi yalnızca veteriner hekimliğin değil, toplum sağlığının da merkezine yerleştirir. 1990’lı yıllarda Avrupa’da yaşanan salgınlar, küresel ölçekte yem politikalarını ve hayvansal gıda denetimlerini kökten değiştirmiştir. BSE, bize üretim süreçlerinde bilimsel etik ve biyogüvenliğin vazgeçilmez olduğunu öğretmiştir.

Prion nedir ve neden bu kadar tehlikelidir?

Prionlar, klasik enfeksiyon etkenlerinden kökten farklıdır. DNA veya RNA taşımazlar; yalnızca proteinden oluşurlar. Normalde hücrelerde bulunan prion proteinleri (PrP), belirli bir üç boyutlu yapıya sahiptir. Ancak bu protein yanlış katlandığında (PrP^Sc formu), çevresindeki sağlıklı proteinleri de aynı anormal yapıya dönüştürür. Böylece zincirleme bir süreç başlar ve beyin dokusunda çözünmeyen protein birikimleri oluşur. Bu birikimler sinir hücrelerinin işlevini bozar ve hücre ölümüne yol açar.

Prionları tehlikeli kılan bir diğer özellik, olağanüstü dayanıklılıklarıdır. Yüksek ısı, radyasyon ve çoğu kimyasal dezenfektan prionları etkisiz hale getiremez. Bu nedenle normal pişirme yöntemleri, pastörizasyon veya sterilizasyon prionlar için yeterli değildir. Ayrıca bağışıklık sistemi prionları “yabancı” olarak algılamaz; bu da vücudun savunma mekanizmalarının devreye girmesini engeller. Bilimsel literatürde prionlar, biyolojinin temel kabullerini sarsan istisnai yapılardır. Bu yönleriyle hem tanı hem de önleme açısından benzersiz zorluklar yaratırlar. Prionların bu özellikleri, gıda güvenliğinde önleyici yaklaşımın neden hayati olduğunu açıkça gösterir.

Deli dana hastalığı insanlara bulaşır mı?

Evet, deli dana hastalığı insanlara bulaşabilir. İnsanlarda görülen karşılığı variant Creutzfeldt-Jakob hastalığı (vCJD) olarak adlandırılır. Bulaşma, enfekte sığırlardan elde edilen ve prion içeren dokuların tüketilmesiyle ilişkilidir. Özellikle beyin, omurilik, göz ve bazı sinir dokuları yüksek risk taşır. 1990’lı yıllarda İngiltere’de bildirilen vCJD vakaları, bu ilişkinin bilimsel olarak kabul edilmesini sağlamıştır.

İnsanlarda hastalık genellikle genç yaşlarda ortaya çıkar ve başlangıç belirtileri sıklıkla psikiyatriktir. Depresyon, anksiyete, kişilik değişiklikleri gibi bulgular aylar içinde nörolojik belirtilerle birleşir. Hastalık ilerleyicidir ve günümüzde bilinen kesin bir tedavisi yoktur. Bu nedenle gıda zincirinde bulaşmayı önlemek, insan sağlığını korumanın tek etkili yoludur. Uluslararası sağlık otoriteleri, riskli hayvan dokularının gıdadan tamamen çıkarılmasını ve hayvan yemlerinde ruminant kaynaklı proteinlerin yasaklanmasını bu nedenle zorunlu kılmıştır. vCJD, hayvan sağlığı ile insan sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu gösteren çarpıcı bir örnektir.

İnsanlarda görülen belirtiler nelerdir?

İnsanlarda vCJD’nin belirtileri, klasik nörodejeneratif hastalıklardan farklı bir seyir gösterebilir. Hastalığın erken döneminde psikiyatrik ve davranışsal değişiklikler ön plandadır. Depresyon, kaygı, içe kapanma, konsantrasyon güçlüğü ve kişilik değişiklikleri sık görülür. Bu belirtiler, hastalığın başlangıçta ruhsal bir sorunla karıştırılmasına neden olabilir.

İlerleyen aylarda nörolojik belirtiler belirginleşir. Denge kaybı, yürüme güçlüğü, istemsiz kas kasılmaları, konuşma bozukluğu ve hafıza kaybı ortaya çıkar. Zamanla ağır demans gelişir ve hasta günlük yaşam aktivitelerini sürdüremez hale gelir. Hastalık ilerleyicidir ve genellikle tanıdan sonra 12–18 ay içinde ölümle sonuçlanır. Bu ağır tablo, erken tanının ve önleyici halk sağlığı önlemlerinin önemini vurgular. Günümüzde vCJD için kesin bir tedavi bulunmadığından, belirtiler yalnızca destekleyici yaklaşımlarla hafifletilebilir.

Deli dana hastalığı nasıl teşhis edilir?

BSE ve vCJD’nin tanısı, prionların biyolojik özellikleri nedeniyle zordur. Canlı bireylerde kesin tanı koymak çoğu zaman mümkün değildir. Hayvanlarda tanı genellikle ölüm sonrası beyin dokusunun histopatolojik incelemesiyle konur. İnsanlarda ise manyetik rezonans görüntüleme (MR), elektroensefalografi (EEG) ve beyin omurilik sıvısında bazı biyobelirteçlerin incelenmesi tanıya yardımcı olur.

MR görüntülemede belirli beyin bölgelerinde karakteristik sinyal değişiklikleri görülebilir. EEG bazı hastalarda tipik dalga paternleri gösterebilir; ancak bu bulgular her zaman mevcut değildir. Beyin omurilik sıvısında 14-3-3 proteini gibi göstergeler destekleyici olabilir. Kesin tanı çoğu zaman post-mortem incelemeyle doğrulanır. Bu tanısal zorluklar, hastalığın kontrolünde önleyici stratejilerin neden ön planda tutulduğunu açıklar.

Deli dana hastalığının tedavisi var mı?

Günümüzde ne BSE ne de vCJD için kesin bir tedavi veya aşı bulunmaktadır. Mevcut yaklaşımlar semptomların hafifletilmesine yöneliktir. Ağrı kontrolü, kas spazmlarının azaltılması ve psikiyatrik destek temel tedavi unsurlarıdır. Ancak bu yaklaşımlar hastalığın ilerlemesini durdurmaz.

Bilimsel araştırmalar prion oluşumunu engelleyen veya yanlış katlanmış proteinleri temizleyen yöntemler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak prionların biyolojik dayanıklılığı ve bağışıklık sisteminden kaçabilmesi, bu çalışmaları zorlaştırmaktadır. Bu nedenle günümüzde en etkili strateji, hastalığın hiç ortaya çıkmamasını sağlamak, yani bulaşmayı önlemektir.

Deli dana hastalığı neden ortaya çıktı?

Bilimsel veriler, BSE’nin ortaya çıkışında endüstriyel hayvancılık uygulamalarının belirleyici olduğunu göstermektedir. Sığırlara protein kaynağı olarak, enfekte hayvan dokuları içeren yemlerin verilmesi prionların yayılmasına yol açmıştır. Bu uygulama, doğal beslenme zincirinin dışına çıkılmasıyla ilişkilidir.

Bu durum, hayvansal üretimde ekonomik verimlilik ile biyogüvenlik arasındaki dengenin ne kadar hassas olduğunu ortaya koymuştur. BSE, modern tarım ve hayvancılık sistemlerinin etik ve bilimsel denetiminin önemini vurgulayan tarihsel bir ders niteliğindedir.

Hangi hayvansal ürünler risklidir?

BSE açısından en yüksek risk, spesifik risk materyali olarak tanımlanan dokulardadır. Bunlar arasında beyin, omurilik, göz ve bazı sinir dokuları yer alır. Kas eti genellikle düşük risklidir; ancak kontaminasyon ihtimali nedeniyle üretim süreçleri sıkı şekilde denetlenir.

Birçok ülkede bu riskli dokuların gıda zincirine girmesi tamamen yasaklanmıştır. Ayrıca kesimhanelerde ve işleme tesislerinde çapraz bulaşmayı önleyici önlemler uygulanır. Bu yaklaşım, halk sağlığını korumanın temel taşlarından biridir.

Türkiye’de deli dana hastalığı var mı?

Türkiye’de bugüne kadar doğrulanmış yerli bir BSE vakası bildirilmemiştir. Ancak ithal hayvan ve yemler nedeniyle risk teorik olarak mevcuttur. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli izleme ve denetim programları yürütülmektedir.

Türkiye’nin BSE açısından “düşük riskli ülke” statüsünü koruması, sıkı denetimlerin ve uluslararası standartlara uyumun bir sonucudur. Bu durum, önleyici politikaların etkinliğini göstermektedir.

Deli dana hastalığı genetik midir?

BSE genetik bir hastalık değildir; çevresel ve besinsel faktörlerle ilişkilidir. Ancak insanlarda görülen bazı prion hastalıklarının nadir genetik formları vardır. vCJD ise esas olarak enfekte gıdaların tüketilmesiyle ilişkilidir.

Bu ayrım, genetik danışmanlık ve halk sağlığı stratejilerinin doğru planlanması açısından önemlidir.

Prionlar pişirme ile yok olur mu?

Hayır. Prionlar yüksek sıcaklıklara son derece dayanıklıdır. Normal pişirme, kızartma veya kaynatma işlemleri prionları etkisiz hale getirmez. Bu nedenle gıda güvenliğinde “son ürünü pişirmek” yeterli bir önlem değildir.

Asıl koruyucu yaklaşım, riskli dokuların baştan gıda zincirine sokulmamasıdır. Bu gerçek, gıda güvenliğinde üretimden tüketime kadar tüm aşamaların önemini ortaya koyar.

Gıda güvenliği açısından neden bu kadar önemlidir?

BSE, uzun kuluçka süresi, zor tanı ve ölümcül seyri nedeniyle gıda güvenliği açısından özel bir yere sahiptir. Tek bir kontrolsüz vaka bile ciddi toplumsal paniğe ve ekonomik kayıplara yol açabilir.

Bu nedenle BSE, “önleyici halk sağlığı” kavramının en net örneklerinden biridir. Gıda zincirinde bilimsel denetim, yalnızca bireysel sağlığı değil, toplumun tamamını korur.

Deli dana hastalığı tekrar küresel bir tehdit olabilir mi?

Günümüzde uygulanan sıkı yem politikaları, hayvan izlenebilirliği, riskli dokuların gıda zincirinden çıkarılması ve uluslararası denetim mekanizmaları sayesinde deli dana hastalığının (BSE) küresel ölçekte yeniden büyük bir salgına dönüşme riski oldukça düşüktür. Ancak bu durum, tehlikenin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. BSE’nin uzun kuluçka süresi ve prionların olağanüstü dirençli yapısı, hastalığın yıllarca fark edilmeden varlığını sürdürebilmesine imkân tanır. Küresel gıda ticaretinin artması, hayvan ve yem hareketliliğinin hızlanması, bazı ülkelerde denetim ve kayıt sistemlerinin yetersiz olması teorik riski canlı tutmaktadır. Ayrıca ekonomik baskılar nedeniyle üretim süreçlerinde yapılabilecek küçük ihlaller bile, geçmişte olduğu gibi zincirleme sonuçlar doğurabilir. Bilimsel açıdan BSE bugün “kontrol altında” kabul edilse de, uzmanlar bu hastalığın sürekli izlenmesi gereken bir halk sağlığı tehdidi olduğunu vurgular. Bu nedenle BSE, modern dünyada önlem gevşediğinde geri dönebilecek sessiz bir risk olarak değerlendirilmelidir.

Günümüzde alınan önlemler nelerdir?

Ruminantlara ruminant kaynaklı proteinlerin verilmesi yasaklanmıştır. Riskli dokular imha edilir, hayvanlar kayıt altına alınır ve izlenir. Kesimhanelerde sıkı hijyen ve izlenebilirlik kuralları uygulanır.

Bu önlemler, bilimsel kanıta dayalı politika üretiminin başarılı bir örneğidir.

Deli dana hastalığı bize ne öğretti?

Deli dana hastalığı, insanın doğayla kurduğu ilişkinin sonuçlarını gözler önüne sermiştir. Bilimsel etik, sürdürülebilir üretim ve tek sağlık (One Health) yaklaşımı bu hastalıkla birlikte daha da önem kazanmıştır.

Bu deneyim, gelecekte benzer tehditlerle karşılaşmamak için bilimi rehber edinmemiz gerektiğini açıkça göstermektedir.


Doç. Dr. Muhammet Emin Çam
Doç. Dr. Muhammet Emin Çam
Rektör Danışmanı, Dekan Yardımcısı ve Öğretim Üyesi - İstanbul Kent Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmokoloji Anabilim Dalı
Misafir Öğretim Üyesi - University College London, Makine Mühendisliği ve Tıp Fakültesi, UK
Misafir Öğretim Üyesi - University of Aveiro, Biomedikal Mühendisliği Fakültesi, Portekiz

Kaynakça 

Prusiner SB. Prions. Proc Natl Acad Sci USA. 1998;95(23):13363–13383.

Prusiner SB. The prion diseases. Brain Pathol. 1998;8(3):499–513.

Wells GAH et al. A novel progressive spongiform encephalopathy in cattle. Vet Rec. 1987;121:419–420.

Will RG et al. A new variant of Creutzfeldt–Jakob disease in the UK. Lancet. 1996;347(9006):921–925.

Ironside JW. Variant Creutzfeldt-Jakob disease. J Neurol Neurosurg Psychiatry. 2003;74:iv1–iv5.

Zerr I et al. Updated clinical diagnostic criteria for sporadic CJD. Brain. 2009;132(10):2659–2668.

Meissner B et al. MRI lesion profiles in sporadic CJD. Neurology. 2009;72(23):1994–2001.

Taylor DM. Resistance of prions to decontamination. J Hosp Infect. 2000;43(1):69–76.

Colby DW, Prusiner SB. Prions. Cold Spring Harb Perspect Biol. 2011;3:a006833.

World Health Organization (WHO). WHO guidelines on transmissible spongiform encephalopathies.

European Food Safety Authority (EFSA). BSE risk assessment and control measures.

Centers for Disease Control and Prevention (CDC). BSE (Mad Cow Disease).

Food and Agriculture Organization (FAO). BSE and food safety.

UK National CJD Research & Surveillance Unit. Variant CJD surveillance reports.

Sikorska B et al. Human prion diseases: from pathogenesis to public health. Acta Neurobiol Exp. 2012.