Folik asit nedir?
Folik
asit, suda çözünebilen ve B grubu vitaminlerinden biri olan B9 vitamininin
sentetik, yani laboratuvar ortamında üretilmiş formudur. İnsan vücudu folik
asidi doğal olarak sentezleyemez; bu yüzden diyet yoluyla veya takviye şeklinde
dışarıdan alınması zorunludur. Gıdalarda doğal olarak bulunan formu “folat”
olarak adlandırılır ve bu form biyolojik olarak aktif farklı molekül türleri
şeklindedir (örneğin: 5-metiltetrahidrofolat).
Folik asit
terimi, çoğunlukla ilaç ve takviye formundaki stabil, sentetik
pteroilmonoglutamat için kullanılır. Doğal folat formları ise daha kırılgan
yapıda olup, pişirme, işleme ve depolama sırasında kolayca bozulabilir.
Folik
asidin moleküler formülü C₁₉H₁₉N₇O₆’dır ve yapısında pteridin halkası, para‑aminobenzoik
asit (PABA) ve glutamik asit bulunur.
Latincede
yaprak anlamına gelen ‘folium’ kelimesinden türetilen folik asit, 1941 yılında
tıp araştırmacısı Dr. Lucy Wills öncülüğünde ıspanaktan izole edilmiştir.
Endüstriyel folik asit sentezi ise 1945 yılında geliştirilmiş ve folik asidin
makrositik anemi vakalarının çoğunda hızlı hematolojik yanıt oluşturma
yeteneğini göstermiştir.
Folik asidin vücut fonksiyonlarındaki rolü
Folik
asit, hücre metabolizmasında özellikle tek karbon birimi transferi yapan
reaksiyonlarda görev alır. Bu nedenle DNA sentezi, amino asit metabolizması,
hücre çoğalması, sinir sistemi gelişimi gibi birçok kritik fizyolojik işlevde
yer alır. Folat, purin ve timidin bazlarının sentezinde önemli bir koenzimdir.
Özellikle 5,10-metilentetrahidrofolat formu, timidilat sentaz enzimi
aracılığıyla dUMP’nin dTMP’ye dönüşümünü katalizler. Bu, DNA replikasyonu için
zorunludur. DNA sentezi ve hücre bölünmesi için gereklidir. Eksikliğinde hücre
çekirdeği olgunlaşamaz ve megaloblastik hücreler oluşur.
Folik
asit, homosistein → metiyonin dönüşümünde metil grubu donörü olarak görev
yapar. Bu işlemde B12 vitamini de kofaktördür. Bu dönüşüm, S-adenosilmetiyonin
(SAM) üretimi için gereklidir ki bu molekül metilasyon reaksiyonlarının
evrensel kaynağıdır. Serin, glisin, histidin metabolizmasında görev alır.
Epigenetik regülasyon ve gen ekspresyonu için gereklidir. Homosistein düzeyini
düzenler.
Yüksek
homosistein düzeyleri, damar duvarlarında inflamasyon ve endotelyal hasara
neden olabilir. Folat, bu amino asidin metiyonine dönüşümünü sağlayarak
dolaşımdaki homosistein düzeyini düşürür. Bu yönüyle kardiyovasküler
hastalıkların önlenmesinde etkilidir.
Folik asit
sinir sistemi gelişiminde, özellikle embriyonik dönemde kritik rol oynar. Nöral
tüp kapanması, gebeliğin 3. ve 4. haftasında gerçekleşir ve bu süreçte folat
gereksinimi en yüksektir. Nöral tüp defektlerini (spina bifida, anensefali)
önlemede etkilidir. Miyelin sentezinde rol oynar. Nörotransmitter sentezi
(serotonin, dopamin, norepinefrin) için dolaylı olarak katkı sağlar.
Folik asit
formlarının aktif görevlerini sınıflandırırsak karşımıza böyle bir tablo çıkar:
|
Folat Formu |
Görevi |
|
5-metiltetrahidrofolat |
Homosistein → Metiyonin dönüşümü |
|
5,10-metilentetrahidrofolat |
DNA sentezi (timidilat üretimi) |
|
10-formiltetrahidrofolat |
Purin bazlarının sentezi |
|
5-formiltetrahidrofolat |
Yedek folat formu |
Eksikliğinde ortaya çıkan hastalıklar ve belirtiler
Folik asit
eksikliği, vücutta özellikle nükleik asit sentezi, amino asit metabolizması ve
hücre çoğalması gibi süreçleri aksattığı için birçok sistemde hastalıklara yol
açar. Eksiklik, yetersiz alım, artmış ihtiyaç, emilim bozuklukları veya
antagonistik ilaçların kullanımıyla ortaya çıkabilir.
1. Megaloblastik Anemi
Megaloblastik
anemi, DNA sentezindeki aksama sonucu kemik iliğinde olgunlaşamayan, büyük ve
anormal kırmızı kan hücrelerinin (megaloblastların) üretildiği bir anemi
türüdür. Folat eksikliği bu duruma neden olabilir.
Hastalık,
folat eksikliği sonucu DNA sentezinde timidin üretilememesi, hücre çekirdeğinin
olgunlaşamaması ve eritrosit öncüllerinin bölünemeyip büyümesiyle seyreder.
Yorgunluk,
halsizlik, solukluk, çarpıntı, konsantrasyon bozukluğu ve glossit olarak
adlandırılan dilde yanma ve kızarıklık belirtilerine sahiptir.
1.1. Hastalığın Prevalansı
Dünya
genelinde, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde folat eksikliğine bağlı
megaloblastik anemi oldukça yaygındır.
Dünya
Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, küresel anemi prevalansı %30’un
üzerindedir, bunun önemli bir kısmı folat eksikliği kaynaklıdır. Özellikle
hamile kadınlar ve çocuklarda folat eksikliği anemisi %20-40 arasında
değişmektedir.
2. Nöral Tüp Defektleri (NTD)
Nöral tüp,
bebeğin beynine ve omuriliğine dönüşen yapıdır. Nöral tüp defektleri ise
embriyonik dönemde nöral tüpün kapanmaması sonucu oluşan doğumsal
anomalilerdir. En sık görülenleri spina bifida ve anensefalidir.
Yetersiz
folat sonucu hücre proliferasyonu ve DNA sentezi aksar. Bunun durum embriyonal
sinir dokusunun kapanamaması ile sonuçlanır.
Doğum
sonrası bebekte belde açık sinir dokusu (spina bifida), beyin dokusunun
gelişmemesi (anensefali), hidrosefali, felç gibi belirtiler görülür.
2.1. Hastalığın Prevalansı
Nöral tüp
defektleri, dünyada canlı doğumların yaklaşık 0.5 ila 2.0 / 1000 canlı doğum
arasında görülür. Folik asit takviyesi yaygınlaşmadan önce bu oran birçok
ülkede 1/1000 civarındaydı. Takviyelerle bu oran %50-70 oranında
azaltılabilmiştir.
3. Hiperhomosisteinemi ve Kardiyovasküler Risk
Homosistein,
metiyonin metabolizmasının bir ara ürünüdür ve normalde folik asit yardımıyla
metiyonine yeniden dönüştürülür. Folat eksikliği durumunda bu dönüşüm
gerçekleşemez ve homosistein düzeyleri kanda yükselir. Yüksek homosistein
düzeyleri damar iç yüzeyine (endotelyuma) zarar vererek ateroskleroz gelişimini
kolaylaştırır. Bu durum uzun vadede kalp krizi, inme ve derin ven trombozu gibi
kardiyovasküler hastalık riskini artırır. Genellikle belirti vermese de yüksek
homosistein seviyesi, ileri yaşlarda ciddi damar hastalıklarına zemin hazırlar.
4. Gebelik Komplikasyonları
Gebelik
döneminde folik asit ihtiyacı artar. Bu dönemde yetersiz folat alımı hem anne
hem de bebek için çeşitli komplikasyonlara neden olabilir. Folat eksikliği;
düşük, erken doğum, plasenta ayrılması (ablasyo plasenta), preeklampsi gibi
anne kaynaklı sorunlara yol açabilirken, bebekte ise düşük doğum ağırlığı ve
gelişme geriliği gibi sonuçlara neden olabilir. Özellikle gebeliğin ilk
aylarında yeterli folat alımı, bu komplikasyonların önlenmesinde büyük önem
taşır.
5. Nöropsikiyatrik Belirtiler
Folat,
sinir hücrelerinde metil grubu transferi ve nörotransmitter sentezi gibi temel
işlevlerde görev alır. Eksikliğinde metilasyon süreçleri bozulur ve serotonin,
dopamin gibi nörotransmitterlerin üretimi azalır. Bu durum depresyon,
anksiyete, hafıza bozuklukları ve kognitif yavaşlama gibi nöropsikiyatrik
belirtilere yol açabilir. Uzun süreli eksiklikte demans benzeri bulgular bile
görülebilir. Bu nedenle özellikle yaşlı bireylerde folat düzeylerinin düzenli
olarak izlenmesi önemlidir.
6. Ağız ve Cilt Bulguları
Folat,
hızlı bölünen hücrelerin yenilenmesinde rol oynar. Bu nedenle eksikliğinde en
erken belirtiler ağız ve ciltte ortaya çıkar. Ağız kenarlarında çatlaklar
(angular stomatit), dilde yanma, kızarıklık ve şişlik (glossit), aftöz yaralar
ve mukozalarda hassasiyet sık görülür. Ciltte solgunluk, kuruluk ve
pigmentasyon bozuklukları da folat eksikliğine bağlı gelişebilir.
Gebelikte folik asit: Nöral tüp defektlerinin önlenmesi
Gebelik,
özellikle erken döneminde, annenin beslenme durumu fetüsün sağlıklı gelişimi
için kritik bir dönemi temsil eder. Folik asit, embriyonun nöral tüpünün düzgün
kapanmasını sağlayan temel bir vitamindir. Nöral tüp defektleri (NTD),
embriyonun beynini ve omuriliğini oluşturan yapının tam olarak kapanmamasıyla
ortaya çıkan ciddi doğumsal anomalilerdir. Spina bifida ve anensefali gibi bu
doğumsal kusurların önlenmesinde folik asit takviyesinin rolü, çok sayıda
klinik çalışma ile kanıtlanmıştır. Czeizel ve Dudas’ın 1992 yılında
gerçekleştirdiği öncü çalışmada, gebelik öncesinde ve erken gebelik döneminde
folik asit alımının nöral tüp defektlerinin görülme oranını %70’e varan
oranlarda azalttığı gösterilmiştir (Czeizel & Dudas, 1992). Dünya Sağlık
Örgütü (WHO) ve Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi
(CDC) gibi kurumlar, gebelik planlayan kadınların folik asit takviyesi
almalarını güçlü biçimde önermektedir. Bu öneriler, sağlıklı bir gebelik ve
sağlıklı bebek için en temel koruyucu önlemlerden biri olarak kabul edilir.
Besin kaynakları ve günlük alım miktarları
Folik
asit, doğal olarak birçok yeşil yapraklı sebzede (ıspanak, brokoli, marul),
baklagillerde (nohut, mercimek, fasulye), turunçgillerde ve tam tahıllarda
bulunur. Ancak günlük folat ihtiyacını tamamen doğal besinlerden karşılamak
zordur çünkü folat, ısı ve ışığa karşı hassastır ve pişirme sırasında kayıplar
yaşanabilir. Bu nedenle, pek çok ülke gıdaların folik asit ile
zenginleştirilmesini (fortifikasyon) yaygınlaştırmıştır. Yetişkin bir bireyin
günlük folat ihtiyacı yaklaşık 400 mikrogram olarak belirlenmiştir. Gebelikte
ise bu ihtiyaç artar ve 600 mikrograma kadar çıkar. Yetersiz folat alımı,
özellikle gebelik öncesi ve ilk trimesterde, hem annenin hem de bebeğin
sağlığını olumsuz etkiler. Bu nedenle dengeli beslenmenin yanı sıra folik asit
takviyeleri önemli bir yer tutar.
Folik asit takviyeleri: Gereklilik mi, gereksizlik mi?
Folik asit
takviyelerinin gebelikte kullanımı, özellikle nöral tüp defektleri riskinin
azaltılmasında vazgeçilmezdir. Sağlıklı kadınlarda, özellikle gebelik
planlayanlarda ve erken gebelik döneminde günlük 400 mikrogram folik asit
takviyesi önerilmektedir. Ancak, bu öneri genel nüfus için değil, özellikle
folat eksikliği riski taşıyan veya daha önce nöral tüp defekti doğumu olan
kadınlar için önemlidir.
Türkiye’de
folik asit testi, tıbbi değerlendirme ihtiyaçlarına uygun biçimde devlet ve
özel laboratuvarlarda yaygın şekilde sunulur. Çoğu durumda 6–8 saat açlıkla
yapılan test, serum folat düzeyini net olarak verir; referans aralık 4‑20 ng/mL
civarındadır. Anemi, gebelik, nörolojik semptomlar gibi şüpheli bir klinik
belirti veya tanı durumunda bu test SGK tarafından karşılanmaktadır.
Bazı
tartışmalar, aşırı folik asit alımının potansiyel yan etkileri üzerinde
durmakla beraber, güncel bilimsel konsensüs, önerilen dozlarda folik asit
takviyesinin güvenli ve faydalı olduğunu belirtmektedir. Öte yandan, sağlıklı
ve dengeli beslenen, risk faktörü taşımayan bireylerin takviye alması zorunlu
olmayabilir, ancak gebelikte takviye kullanımı çoğu uzman tarafından
önerilmektedir.
Folat ve folik asit: Aynı şey mi, farklı mı?
Folat ve
folik asit terimleri bazen birbirinin yerine kullanılsa da kimyasal yapıları ve
biyolojik etkileri açısından farklılık gösterir. Folat, doğal olarak gıdalarda
bulunan B9 vitamini formudur ve vücut tarafından doğrudan kullanılabilir. Folik
asit ise sentetik bir formdur ve özellikle takviyelerde veya gıda
zenginleştirmelerinde kullanılır. Vücut folik asidi, aktif folat biçimine
dönüştürmek için metabolik süreçlerden geçirir. Bu dönüşümde özellikle MTHFR
enzimi rol oynar; bazı bireylerde bu enzim aktivitesinin azalması, folik asidin
etkinliğini düşürebilir. Folik asit, stabil yapısı ve biyoyararlanımı nedeniyle
takviyelerde tercih edilirken, folat doğal besinlerle alınan formdur ve günlük
beslenmede her ikisi de önemlidir. Günümüzde halk sağlığı programlarında folik
asit takviyesi, özellikle gebelik öncesi ve gebelik döneminde folat
eksikliğinin önüne geçmek için yaygın olarak kullanılmaktadır.
Genetik ve metabolizma: MTHFR polimorfizmi ve folik asit ilişkisi
Folik
asidin vücutta etkin hale gelmesi, belirli enzimlerin yardımıyla gerçekleşen
metabolik süreçleri gerektirir. Bu süreçlerin en kritik aşamalarından biri,
metilentetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) enzimi tarafından yürütülür. MTHFR
enzimi, folik asidin aktif formu olan 5-metiltetrahidrofolata (5-MTHF)
dönüşümünü sağlar. Ancak bazı bireylerde MTHFR geninde bulunan C677T ve A1298C
gibi polimorfizmler, enzimin aktivitesini azaltarak bu dönüşüm sürecini
yavaşlatır. Özellikle C677T varyantının homozigot formunda bulunan bireylerde,
MTHFR aktivitesinde %30-70’e kadar azalma gözlenebilir.
Bu genetik farklılık, homosistein metabolizmasında bozukluğa yol açarak hiperhomosisteinemi riskini artırır. Hiperhomosisteinemi, kardiyovasküler hastalıklar, nöral tüp defektleri ve bazı nörolojik bozukluklarla ilişkilidir. MTHFR polimorfizmi olan bireylerde, folik asidin sentetik formu yerine, doğrudan 5-MTHF formunun takviye edilmesi daha etkili olabilir. Bu durum, kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımlarının ve genetik testlerin önemini giderek artırmaktadır.
Güncel araştırmalar ve tartışmalar: Folik asit hakkında bilinmeyenler
Folik asit
üzerine yapılan araştırmalar, yalnızca eksiklikle ilişkili hastalıkların
önlenmesiyle sınırlı değildir. Günümüzde bazı çalışmalar, yüksek doz folik asit
alımının potansiyel zararları üzerine de yoğunlaşmaktadır. Özellikle sentetik
folik asidin fazlasının vücutta "unmetabolize folik asit" (UMFA)
olarak birikebileceği ve bu durumun bağışıklık sistemi, kanser riski ve
nörolojik sağlık üzerindeki etkileri tartışılmaktadır (Bailey & Ayling,
2009). Ancak bu konuda kanıtlar henüz çelişkilidir ve belirgin bir toksisite
seviyesi ortaya konmamıştır. Diğer taraftan, folik asit fortifikasyonunun
(gıdalara zorunlu eklenmesi) genel popülasyonda NTD sıklığını dramatik şekilde
azalttığı, ABD ve Kanada gibi ülkelerde yapılan epidemiyolojik verilerle ortaya
konmuştur. Buna rağmen bazı Avrupa ülkeleri hâlâ zorunlu folik asit
fortifikasyonunu uygulamamaktadır, çünkü yüksek dozun olası uzun dönem etkileri
tam olarak netleştirilememiştir. Yeni nesil araştırmalar ise folik asidin
epigenetik regülasyon üzerindeki etkilerine odaklanmaktadır. Folat, DNA
metilasyonu yoluyla gen ekspresyonunu düzenler ve bu etkinin embriyonal
dönemde, hatta anne karnındaki yaşam boyunca süren etkileri olabileceği
düşünülmektedir. Bu nedenle folik asit sadece bir vitamin değil, aynı zamanda genetik
ifadenin sessiz düzenleyicisi olarak da değerlendirilmekte, bu yönüyle fetal
programlama kavramının merkezinde yer almaktadır.
Referanslar
Bailey,
S. W., & Ayling, J. E. (2009). The extremely slow and variable activity of
dihydrofolate reductase in human liver and its implications for high folic acid
intake. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of
America, 106(36), 15424–15429. doi:10.1073/pnas.0902072106
Crider,
K. S., Yang, T. P., Berry, R. J., & Bailey, L. B. (2012). Folate and DNA
methylation: A review of molecular mechanisms and the evidence for folate's
role. Advances in Nutrition, 3(1), 21–38. https://doi.org/10.3945/an.111.000992
Czeizel,
A. E., & Dudas, I. (1992). Prevention of the first occurrence of
neural-tube defects by periconceptional vitamin supplementation. New England
Journal of Medicine, 327(26), 1832–1835.
https://doi.org/10.1056/NEJM199212243272602
Frosst,
P., Blom, H. J., Milos, R., Goyette, P., Sheppard, C. A., Matthews, R. G., ...
& Rozen, R. (1995). A candidate genetic risk factor for vascular disease: a
common mutation in methylenetetrahydrofolate reductase. Nature Genetics, 10(1),
111–113. https://doi.org/10.1038/ng0595-111
Homocysteine
Lowering Trialists’ Collaboration. (2005). Dose-dependent effects of folic acid
on blood concentrations of homocysteine: A meta-analysis of the randomized
trials. American Journal of Clinical Nutrition, 82(4), 806–812.
https://doi.org/10.1093/ajcn/82.4.806
Pfeiffer,
C. M., Sternberg, M. R., Fazili, Z., Yetley, E. A., Lacher, D. A., Bailey, R.
L., & Johnson, C. L. (2015). Unmetabolized folic acid is detected in nearly
all serum samples from US children, adolescents, and adults. The American
Journal of Clinical Nutrition, 98(2), 544–558.
https://doi.org/10.3945/ajcn.112.050799
Selhub,
J., Bagley, L. C., Miller, J., & Rosenberg, I. H. (2000). B vitamins,
homocysteine, and neurocognitive function in the elderly. The American Journal
of Clinical Nutrition, 71(2), 614S–620S. https://doi.org/10.1093/ajcn/71.2.614S
World
Health Organization. (2017). Guideline: Daily iron and folic acid
supplementation in pregnant women.
https://www.who.int/publications/i/item/9789241549949
Centers
for Disease Control and Prevention (CDC). (2023). Folic acid. https://www.cdc.gov/ncbddd/folicacid/index.html
WHO
(2017). Guideline: Daily iron and folic acid supplementation in adult women and
adolescent girls.
Czeizel,
A. E., & Dudás, I. (1992). Prevention of the first occurrence of
neural-tube defects by periconceptional vitamin supplementation. The New
England Journal of Medicine, 327(26), 1832–1835.
doi:10.1056/NEJM199212243272602
Wald
DS et al. (2002). Homocysteine and cardiovascular disease: evidence on
causality from a meta-analysis. BMJ, 325(7374), 1202.
Scholl
TO, Johnson WG. (2000). Folic acid: influence on the outcome of pregnancy. Am J
Clin Nutr, 71(5 Suppl), 1295S–1303S.
Bottiglieri
T. (2005). Homocysteine and folate metabolism in depression. Prog
Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry, 29(7), 1103–1112.
Shulpekova,
Y., Nechaev, V., Kardasheva, S., Sedova, A., Kurbatova, A., Bueverova, E., …
Ivashkin, V. (2021). The concept of folic acid in health and disease. Molecules
(Basel, Switzerland), 26(12), 3731. doi:10.3390/molecules26123731 • Czeizel, A.
E., & Dudás, I. (1992). Prevention of the first occurrence of neural-tube
defects by periconceptional vitamin supplementation. The New England Journal of
Medicine, 327(26), 1832–1835. doi:10.1056/NEJM199212243272602
Selhub, J.
(1999). Homocysteine metabolism. Annual Review of Nutrition, 19(1), 217–246.
doi:10.1146/annurev.nutr.19.1.217
Lucock, M.
(2000). Folic acid: nutritional biochemistry, molecular biology, and role in
disease processes. Molecular Genetics and Metabolism, 71(1–2), 121–138.
doi:10.1006/mgme.2000.3027