Bağışıklık sistemi için hangi probiyotik?
Bağışıklık için “tek bir en iyi probiyotik” yoktur; probiyotik etkisi türden çok “suş” düzeyinde değişir. Bilimsel derlemeler, bazı probiyotiklerin üst solunum yolu enfeksiyonlarının (nezle/soğuk algınlığı gibi) görülme sıklığı, süresi veya şiddetinde mütevazı iyileşmeler sağlayabildiğini; ancak etkinin ürün, doz, süre ve kişinin bağışıklık/yaşam koşullarına göre değiştiğini gösterir. Bu nedenle probiyotik seçimini “etiket ve kanıt” üzerinden yapmak gerekir.
Seçim kriterleri:
1) Suş adı net mi? “Lactobacillus var” yetmez; suş kodu ve doz (CFU) yazmalı.
2) Hedef kanıtı var mı? Üst solunum yolu enfeksiyonlarına yönelik insan çalışması bulunan suş/karışımlar tercih edilir.
3) Süre ve düzen: Probiyotikler tek dozluk değil, genelde birkaç haftalık düzenli kullanımda değerlendirilen ürünlerdir.
4) Taşıyıcı matriks: Fermente süt ürünleriyle verilen probiyotiklerde bazı çalışmalarda etki daha belirgin raporlanmıştır; fakat tolerans kişiye göre değişir.
Kimler dikkat etmeli?
• Ciddi immünsüpresyon, yoğun bakım, santral kateter gibi yüksek riskli durumlar: probiyotik kullanımı hekim kontrolünde olmalıdır.
• SIBO/IBS’de bazı kişilerde şişkinlik artabilir; doz kademeli artırılmalıdır.
En sürdürülebilir yaklaşım: Probiyotiği “tek çözüm” değil, bağırsak–bağışıklık ekseninin bir parçası olarak kullanın. Lifli beslenme, uyku ve stres yönetimi zayıfsa probiyotiğin etkisi sınırlı kalır. 2–4 haftada anlamlı fayda yoksa suş/ürün değiştirmek veya prebiyotik/fermente gıda stratejisine dönmek daha rasyoneldir.